Ankara'da artan konut sayısı ile büyüyen konut sorunu ve mülkiyetin ‘kendi içsel çelişki'lerinden kaynaklanan tuhaflıklar, başkentteki konut sayısı ile konut ihtiyacının birlikte artması, devam edeceğe benzer...
CEREN GAMZE YAŞAR (*)
Her gün gazetelerde boy boy yeni bir yaşam biçimi adı altında bildiğimiz evlerin satılık ilanlarını görmeye alıştık. Ankara'nın dört bir yanı yeni başlayan, yeni bitmiş, inşaatı devam eden veya eli kulağında büyüklü küçüklü konut alanları ile dolu. Ankara'ya yaklaşırken ve aslında o kadar da yaklaşmamışken başlıyor tarlaların ortasında koca koca apartmanlar kendini göstermeye. Burada kim oturur, neden oturur, nasıl gider-gelir, nerede çalışır gibi bir dünya soru akla doluşurken, Ankara'nın son 6-7 yılda eskiye göre ne kadar büyüdüğü/saçıldığı aklıma takılıyor.
ANKARA’DA KONUT
Hiçbir zaman tam anlamıyla bir üretim kenti olmayan Ankara, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren arsa spekülasyonundan en çok getirinin elde edildiği kentlerden biri olmuş ve kent ekonomisi emlak sektörüne fazlasıyla bağımlı biçimde gelişmiştir. Haberlerde kalmayıp gündelik yaşantımıza hızlı bir giriş yapan ve henüz başında olduğumuz krizde, Ankara'nın ekonomisinin bu niteliği daha da göze batar hale geldi. Bir yandan TOKİ başta olmak üzere devlet kurumları, diğer yandan yerel yönetimler hızla arsa geliştirme projeleri üreterek yeni konut alanları açıyor, eskilerini kentsel dönüşümle yeniden kullanıyor ya da kendi ellerindeki arsalara bol keseden imar hakkı vererek satışa çıkarıyorlar. Ankara'daki konut sayısı dur durak bilmeden artıyor. Konutta arz fazlası olduğunu söylüyor yatırımcılar ve bunun konut fiyatlarını olumsuz etkilediğini ekliyorlar. Aynı yatırımcılar diyor ki, Ankara'da “varoşlarda” satılmayı bekleyen 40-60 bin konut var ve konut üretilmeye devam ediliyor. Fazla boğmadan rakamlarla anlatmak gerekirse; 2007 yılında yapılan Ulusal Adres Veri Tabanı (UAVT) çalışmasına göre Ankara'daki konut sayısı mücavir alanda 1 milyon 573 bin 96. İl sınırı içindeki konut sayısı 1 milyon 721bin 242. İnşaat Mühendisleri Odası’nın 2009 yılında hazırladığı TOKİ raporuna göre, Ankara'nın 2010 yılı için konut ihtiyacı ise 1.138.901. Yani kaba bir hesapla yaklaşık 400.000 konut fazlamız var şimdiden ya da nüfus sayımı yanlış, Ankara aslında 6 milyon olmuş ama hâlâ 4,5 milyon görünüyor. 2007 yılı için verilen mevcut konut sayısı şişirilmiş bir rakam olsa dahi ihtiyacın epey üstünde olması, (hele bir de mevcudun 2007 yılı için ihtiyacın ise 2010 yılı için hesaplanmış olduğu göz önünde bulundurulursa) konut stokunun gerçekten ihtiyacın üzerinde olduğu şeklinde yorumlanabilir. Buraya kadar her şey normal, Ankara'da çok büyük bir ihtimalle gereğinden fazla konut var ve her geçen gün daha fazla yeni konut inşa ediliyor. Bir yandan konut satışlarının azaldığından ve konut fiyatlarının düşmesinden yakınan emlak piyasası çamura battıkça, çıkmaya çalışacağına yeni konut alanları açarak, hükümetin ve yerel yönetimin de tam desteği ile kendine engel olamayarak dibe doğru yüzüyor.
KONUT FAZLASI MI? KONUT İHTİYACI MI?
Konut piyasasında tüm bu gelişmeler olurken kentsel dönüşüm haberlerini duyuyoruz sıklıkla. Ankara'da kentsel dönüşüm projesi olmayan ilçe yok neredeyse ve bazı ilçeler tamamen dönüşüm altında. Tüm eleştiriler saklı tutularak yoksulların konut sorununu bir şekilde çözme girişimi olarak da yorumlanabilecek gecekondu alanları hızla tasfiye ediliyor, halk üzerine baskı kuruluyor ve gecekondu alanları, özellikle getirisi yüksek alanlar, 'temizlenerek' yeni konut alanları için hazır hale getiriliyor. Avrupa'nın en büyük kentsel dönüşüm projesi olduğu söylenegelen ve halkının direndiği Mamak'ta, uzun süre kuşatma altında kalan ve direnen Dikmen’de, sesi soluğu duyulamayan Çinçin'de halk birer birer kaybediyor, önce huzurunu sonra evini. Ankara'nın toplamda yüzde 30'undan fazlası kirada otururken, kent merkezinde bu oranın daha da fazla olduğu tahmin ediliyor. Bunca insanın ya hiç evi olmamış ya da elindeki de gidiyor. Buna eklenecek geleceğin yoksul nüfusunu da hesaba katarsak Ankara'da ciddi bir konut ihtiyacı doğacağı söylenebilir. Sonuç olarak Ankara'daki konut ihtiyacı, konut arzı ile doğru orantılı olarak artıyor. Peki bu tuhaf durum nasıl ortaya çıkıyor? Bunu açıklamak çok zor değil. Üretilen konutların hedeflediği kitle çok büyük oranda orta ve üst-orta sınıf. Konut üretmek için tasfiye edilen alanlar da yoksulların yaşadığı gecekondu alanları. Yoksullar için yeterince konut üretmeyen ve hatta böyle bir kaygıyı pek taşımayan Yerel Yönetim ve TOKİ, yoksulların barınma ihtiyacını tüm sorunlarına rağmen karşılayan konut alanlarını hızla paketleyip pazarda satılabilir hale getiriyorlar.
TOKİ ETKİSİ
TOKİ demişken konut sorunundan bunca bahsedip TOKİ'yi es geçmek olmaz. TOKİ'nin Ankara'da yürüttüğü projelere şöyle bir bakınca, projelerin çoğunun Ankara'nın çeperinde muhtemel gelişme koridorları üzerinde ve mevcutta olan imar haklarını üçe-dörde katlayan biçimde yer seçtiği görülüyor. Çokça vurgulandığı ama hiç gözlenemediği üzere esas olarak sosyal konut yapmakla görevli TOKİ, Ankara'da öylesine sosyal konutlar yapıyor ki, havuzlu-göllü, gözleriniz yaşarır. Ankara'nın en verimli toprakları üzerinde, batı gelişme koridorunun devamında açan bu beton çiçekler (Google Earth'ten Yukarı Yurtçu, ya da havaalanı yolu diye aratarak en güzel örnekleri tepeden kendi gözlerinizle görebilirsiniz) Ankara'yı bir başka güzel yapıyor hakikaten şimdi. Mimarisinin şehirlerde bıraktığı kendine has ve belirgin izler yüzünden bin yıl adından söz ettirecek olan ve bu dönem konut mimarisinin kendi ismiyle anılabilmesini sağlayabilecek kadar çok konut yapmış olan TOKİ'nin Büyükşehir Belediyesi ile el ele Ankara'ya yaptıklarını artık kanıksadık galiba. Üretim alanlarının, konut alanlarının, orta gelir grubunun, alışveriş merkezi adı altında merkez işlevlerinin kent merkezini bırakıp çepere saçılması tuhaf gelmiyor. Hemen hemen her hafta yeni bir alışveriş merkezinin açılacağını eskilerinin batmak üzere olduğu haberi ile aynı anda duymak garibimize gitmiyor. Büyükşehir Belediyesi’nin kendin pişir kendin ye usulü emlakçılık yapması (mesela, iki koca bloğu Yüzüncü Yıl'ın tepesine dikip Gökteşehir diye satması) gayet kabul edilebilir. Fantastik görünüşü ve işe yaramazlığı ile Gökkuşağı çarşısına dahi alıştıktan sonra, her şeye alışabilir insan Ankara'da.
KISACASI;
Konut gibi bir ihtiyacın bu denli metalaşmış olması ve konut piyasasının giderek daha acımasız hale gelmesi, krizle birleşince Ankara'ya onulmaz yaralar açacak gibi görünüyor. Ankara'da artan konut sayısı ile büyüyen konut sorunu ve mülkiyetin 'kendi içsel çelişki'lerinden kaynaklanan tuhaflıklar, Ankara'daki konut sayısı ile konut ihtiyacının birlikte artması, devam edeceğe benzer.
TOKİ ve Yerel Yönetim el birliğiyle ihtiyaç sahibinden konutunu alıp talep eden için konut üretimine devam ediyor. Yoğun biçimde konut sorunu yaşayan ve ihtiyaç duyanlar bir yanda, arttırdığı her kuruşu ikinci, üçüncü yatırım amaçlı konuta yatıran ve artan konut sayısı ile birlikte evinin/yatırımının değer kaybetmesine bozulan Ankaralı öbür yanda. Denge çoktan bozuldu tahterevallide; halkın, dengesini kaybedip onu sömürenlerin tepesine binmesi yakındır.
Konut herkes için başka türlü sorun Ankara'da.
21 Ağustos 2009
(*) cerengamzeyasar@yahoo.com
21.05.2012 07:42

Bu Emlak Ofisi, Ankara Ticaret Odası'na kayıtlıdır.